Johann Cruyff etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Johann Cruyff etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2011 Cumartesi

Hamburg'ta Mavi Devrim

Yaş itibariyle izleyebilmem gayet tabii mümkün değildi... ancak hep sağdan soldan, babadan, abilerden elbette ki duyardım eski ekol futbolcuları... Cruyff gibi Maradona gibi... işte ne bileyim George Best mesela... yada Cantona gibi... herkes anlatır işte şöyleydiler böyleydiler diye... işte o bunu getirdi futbola, bu şunu kattı futbola diye konuşulur hep bu tip futbolcuların ardından... İzleyememiş, o zamanlara tanıklık edememiş olsam da içimdeki futbol sevgisi -lanet olsun içimdeki futbol sevgisine=)- beni küçük yaşlardan beri hep ekol futbolcuları araştırma eğilimine itti... İlk aşkım Roberto Baggio'ydu mesela 5-6 yaşlarındaydım hatırlıyorum, saçları çok hoşuma giderdi yada bi Fabrizio Ravanelli vardı mesela uff ne severdim onun ismini... Ravvvvanelllliiiii!!!!...
Konuya dönecek olursak, doğal olarak öncesinde de duymuş, bilmiş olsam da aslında ilk Chelsea'ye geldiği Mourinho'nun 2. senesinde dikkatimi çekmişti Frank Arnesen ismi. O dönem Abramovich'in kanatları altında şimdilerde Galatasaray'da "profesyonellikleri" sorgulanan Esteve Calzada ve Thomas Kurth ile CEO olarak Peter Kenyon da bulunuyordu. GOAL dergisini çok okurdum o zamanlar, Chelsea'ye özel bir ilgileri vardı o dönem ve hep "kurumsal Chelsea"den bahsediliyordu... Özetle olay şuydu aslında; Abramovich para basacaktı, Kenyon parayla oynayacaktı, Kurth ve Calzada bir kaç tablo çizecekti excelde, Arnesen'de çim üzerinde Mourinho'ya arkadaşlık edip daha önce PSV'de de yaptığı gibi (Stam, Ronaldo, Robben, Nistelrooy...vs.) "wonderkid"leri bulup kulübe kazandıracak, alt yapıdan sorumlu olacaktı... Az buz değil tam 10 milyon avro ödemişti Tottenham'a Arnesen'in "bonservisi" için Rus milyarder...
İş başı yaptığında önce John Mikel Obi'yi getirdi Londra'ya. Ardından 2006 Dünya Kupası'nın genç yıldızı ve "Johan Cruyff, Yılın Genç Oyuncusu Ödülü" sahibi Feyenoord'tan Salomon Kalou'yu kazandırmıştı takıma. Başlangıç için hiçte fena değildi... Sonrasında da Malouda transferi... Peki Chelsea'nin istediği tam olarak bu muydu? Bu tarz mı yoksa daha piyasası olmayan ama daha yetenekli 5-6 sene vaadede dünya çapında olabilecek gençlermiydi?... Mourinho'nun açıklaması vardı, bal gibi söyleyivermişti, "kulüpteki gelecek vaad etmeyen oyuncuların tek sebebi Arnesen" diye... hani neredeydi yeni Ronaldolar, Stamlar, Robbenler diyordu... Evet alt yapıda (U-18) bir çok olumlu işlere imza attı, bölgesel liglerden çıkartıp gençleri getirdi Londra'ya, ama bakıyorum da bugün hala tek 1 tanesini bile göremiyorum as takımda oynarken... işte Mourinho'nun kastettiği tam da buydu... arada bir böyle formalite maçlarında falan tek tük denk geliyor bir kaç tanesi ama onlarında kapasitesi belli yani göz var nizam var... Aslında Chelsea'nin mantalitesine ters zaten alt yapı olayı. Abramovich zaten para harcamayı, gösteriş yapmayı seviyor. Her sene çatır çatır bastırıp alıyor nereye adam lazımsa, kim sabredecek alt yapıya!... Bir süre sonra zaten Arnesen'e olan güven de azalmıştı Abramovich ve kurmaylarında... üstelik Gael Kakuta transferinde yaşanan skandaldan sorumlu da o tutuluyor... herneyse ertesi sezon önce Mourinho bıktı, bıraktı gitti zaten, sonrasında da açıklama gelmişti Arnesen'le kontrat yenilenmeyeceği şeklinde.
Ve geçen aydı sanırım, yine GOAL'de ama internet sitesinde okumuştum bu sefer, "Arnesen Hamburg'la anlaştı" şeklinde bir haberdi, hemen daldım inceledim. Evet sportif direktör oldu Batı Almanlara... hatta altyapıdan üstyapıya kadar her alanda tam yetki verildi... İlk icraatı kendi evladı "van Nistelrooy"un Malaga'ya satışı oldu, sonra yine PSV'den öğrencisi Mathijsen'i aynı adrese postaladı... Aradan bir kaç gün geçti üst üste Hamburg'tan transfer haberlerini görür oldum. Önce Jeffrey Bruma ardından Michael Mancienne'yi sonra da Gökhan Töre'yi kendi getirdiği Chelsea alt yapısından yanına almıştı. Gökhan için özellikle çok sevinmiştim, yeteneğine kesinlikle sözüm yok ve çok heyecanlıyım onun için ama Chelsea'de öyle bir kadronun içinde yer bulabilmesine imkan vermiyordum, Almanya'da ise banko olacağına bahse girerim... Mancienne'de fiziği yerinde, kumaşı sağlam gençlerdendi, bir kaç defa sağa sola kiralandı ama o da aynı sebepten as takım oyuncusu olamazdı Chelsea'de... Bruma için pek bi fikrim yok ancak bir kez geçen sezon içerde oynanan yanılmıyorsam Zilina maçıydı, orada izlemiştim, pek bi fikrim yok hakkında... Arnesen'in bugün gördüğüm son transferi ise yine Chelsea alt yapısından bir isim, Jacopo Sala. İngiliz basınında geleceğin Lampard'ı olarak gösteriliyordu, İtalyanlar da yeni Pirlo'muz diyorlar, onun idolü ise Roma'nın kaptanı Totti!....


Arnesen, bu sefer Hamburg'ta bence PSV'de ki günlerine geri dönecek gibi duruyor. En azından ilk yaptığı transferler onu işaret ediyor. Potansiyeli çok yüksek ama piyasası düşük gençler bunlar uzun vaadede iş yaparlar hepsi yani öyle Kalou gibi birden önce şişirilip süperstar sınıfına sokulup ardından sen gelecek vaadedensin kulübede bekleyeceksin cinsinden değiller... Hem Frank hem sistemi hem transferleri hem "devrimi"... bence hepsi tutar Almanya'da!

20 Haziran 2011 Pazartesi

Hér Es De La Masia

Nou Camp'a giderken sağda taştan bir bina var, kelime anlamı "Çiftlik Evi" olan. Kurulmasına 1979 yılında Ajax'tan esinlenerek Johan Cruyff vesile olmuş, takriben ve reel olarak tam 30 yıl sonrasında meyvelerini yemeye başladılar Katalanlar. İşte o taştan bina,  "Futbol'un Harvard'ı" ; La Masia!

Ne mi var orada? Bir ruh var, bir felsefe var, bir eğitim var, bir düzen, bir disiplin var... Ülkemizde sınırsız yabancı "hakkı"ndan bahseden "sözde" kulüp başkanlarının, "sözde" teknik adamların gidip görmesi değil direk feyz alması direk kopyalaması gereken bir futbol alt yapı eğitim merkezi var...
Bu yazının klasik her spor blogunda bulunan La Masia incelemelerinden farkının bence yazının başındaki resim. Çünkü gerçekten buradan 100 üzerinden 100 puan ile mezun olan öğrenciler (Pep Guardiola,Guillermo Amor,Ivan De La Pena,Sergi Barjuan,Fernando Navarro,Luis Garcia,Albert Luque,Mikel Arteta,Giovanni Dos Santos,Puyol,Pique,Xavi,Messi,Iniesta,Pedro,Bojan,Fabregas,Pepe Reina,Thiago,Jonathan Soriano, Martin Montoya,Sergio Busquets... şu an aklıma gelenler ki İspanya'nın ve Avrupa'nın çeşitli kulüplerinde oynamış, oynayan ve oynayacak olan bir çok isim var) açık açık yani bu kadar aleni bir şekilde, özellikle de Barcelona forması altında tüm Dünya Kulüpleri'ne saha içinde tabir-i caizse "tecavüz" etmekte ve rakip takımlarda bu işi sanki bir Rus atasözüne çevirmekte yani  "zevk almak"tadırlar.












Luis Enrique Martinez
yönetiminde geçtiğimiz sezon Liga Adelante'yi 73 puan ve 85 gol ile 3. sırada bitiren Barcelona B takımı statü gereği La Liga'ya yükselemedi ancak özellikle ekibin ligi paramparça eden santraforu Jonathan Soriano attığı 32 gol ile tüm dikkatleri üstüne çekmeyi başardı.Onun yanı sıra İspanya Genç Milli Takımları'nın her kademesinde vazgeçilmez olarak oynayan sağ bek Martin Montoya, stoper -solak Puyol- Marc Muniesa ve oyun kurucu -İniesta'nın halefi- Thiago Alcantara müthiş performansları ile Avrupa kulüplerinin takibine girdi.Hatta Roma'nın başına geçen Luis Enrique'nin beraberinde Montoya ile Thiago'yu götüreceği konuşulurken transfer dedikoduları arasında Alexis Sanchez'i isteyen Guardiola'nın Şili'li Harika Çocuk için para artı takas yoluya Montoya ve Soriano'yu İtalyan ekibine önerdiği yer alıyor.
Laf arasında "genç golcü" Soriano aslında 1985 doğumlu 25-26 yaşlarında Barça B'nin en tecrübeli oyuncusu konumundadır.Katalan asıllı oyuncu futbola bölgenin rakip tarafı Espanyol alt yapısında başladı.2001-2009 arası Espanyol'un B ve As takımlarında, zaman zamanda kiralandığı kulüplerde çıktığı 152 maçta 44 gol atarken aslında Barça scoutlarının hep gözlemindeydi.2009 sezonu sonu kontratı bittiği gibi rotasyonda bulunsun diye kadroya dahil edildi Soriano.Belki biraz geç oldu, belki as takımda oynama şansını diğer arkadaşları (Bojan,Thiago,Montoya,Jeffren) kadar bulamadı ama Barça B'nin değişmez santraforu oldu.Liga Adelante'de 2 sezonda 67 maçta 50 golü var Soriano'nun ki hele bu sezon bildiğin parçaladı resmen 36'da 32'lik müthiş performansıyla! Öyle azbuz değil, kariyerinde 9 sezondaki gol sayısını sadece 2 sezonda aştı.David Villa için iyi tekliflere açığız diyor başkan Rossell, Manchester City devrede ayrıca.Muhtemelen Rossi yada Sanchez'i transfer edip Soriano'yu da kadroya monte etme planlıyor olabilir Pep, Luis Enrique'nin de tavsiyesiyle.Neden olmasın ki zaten kimi koysan takır takır gol atıyor Barça'da hatta B takımında bile! Geçen sezon Villa, ondan önce Ibrahimoviç, Henry, Eto'o, Ronaldinho... kaldı ki zaten Messi varsa hiç birine gerek de yok aslında!...